Sual: Bir erkeğe, ana-babasının hala ve teyzesi, bir kadına da, ana-babasının amca ve dayısı mahrem midir? Kimler kimlerle evlenemez?
CEVAP
Önce usül ve füru meselesini bilmek gerekir.
Usül, ana-baba, bunların ana-baba, dede ve büyük anneler. [Ananın anası ve babanın anası, bunların anaları.]
Füru ise, evlatlar, bunların çocukları ve torunlarıdır.

İlmihallerdeki (Hala ve teyze ile evlenilmez) ifadesinden, ana-babanın da, hala ve teyzesiyle evlenilemeyeceği anlaşılır. Çünkü bir kadına, erkek ve kız kardeşlerinin oğulları ve bunların erkek torunları mahremdir. [Mahrem demek, evlenmesi haram demektir. Mesela annemiz, bacımız, halamız, teyzemiz bize mahremdir.]

Erkeğe de, erkek ve kız kardeşlerinin kızları ve bunların kız torunları mahremdir. Baba, halanın erkek kardeşidir. Halamıza, babamızın oğulları ve erkek torunları mahremdir. Teyzemize de annemizin oğulları ve erkek torunları mahremdir.

Erkeğe mahrem olan kadınlar
Soydan olan ve evlenilmesi erkeğe caiz olmayan yedi akraba şunlardır:
1- Analar:
Anası, ana-babasının anaları, onların da anaları mahremdir.

2- Kızlar:
Kızı, oğlunun ve kızının kızları ve torunlarının kızları mahremdir.

3- Kız kardeşler:
Ana-baba bir veya ana bir veya yalnız baba bir kız kardeşler de mahremdir.

4- Halalar:
Halası, ana-babasının halaları, dedelerinin, büyük annelerinin halaları da mahremdir.

5- Teyzeler:
Kişiye teyzesi, ana-babasının teyzeleri, dede ve büyük annelerinin teyzeleri de mahremdir.

6- Erkek kardeş kızları:
Ana-baba bir, sadece ana bir veya yalnız baba bir erkek kardeşin kızları ve bunların kız torunları da mahremdir.

7- Kız kardeş kızları:
Ana-baba bir veya sadece ana bir yahut yalnız baba bir kız kardeşin kızları ve bunların kız torunları da mahremdir.

Bu yedi kişi soydan olmayıp, süt ile de olsa yine mahremdir. Zina ile de olursa, yine haramdır. Mesela bir kimse, zina ettiği kadının kızı ile, torunu ile veya anası ile evlenemez. Sadece oğlunun sütkardeşi olan kız ile ve erkek kardeşin sütannesi ile evlenmek caizdir.

Nikah sebebi ile haram olanlar
Nikah sebebi ile sonradan akraba olan şu 4 kadınla da evlenmek erkeğe haramdır:
1- Kayınvalideler:
Kayınvalidesi haram olduğu gibi, kayınvalidesinin ve kayınpederinin anneleri de haramdır.

2- Üvey kızlar:
Hanımının, başka erkekten olan kızları, torunları, üvey oğlunun kızları ve torunları da haramdır.

3- Gelinler:
Oğlunun hanımı haram olduğu gibi, torunlarının hanımları da haramdır. Sadece üvey oğlun hanımı namahremdir.

4- Üvey analar:
Babasının hanımı, yani üvey annesi haram olduğu gibi, dedelerinin evlendiği bütün kadınlar da haramdır. Zina sebebiyle de olsa haramdır. Yani bir kimsenin, babasının veya dedesinin zina ettiği kadınla evlenmesi haram olur.

Amca kızı, dayı kızı, hala kızı ve teyze kızı ve yenge, yani kardeş zevcesi (Zirahm-i mahrem) değildir. Yani bu beş kadın, yabancı demektir. Bu beş kadın yabancı olduğundan, bunlarla evlenmek caizdir. Fakat, bunlardan ilk dördü ile evlenmek tenzihen mekruhtur. (K.Saadet)’teki, hadis-i şerifte, (Bunların çocukları zayıf, hastalıklı olur) buyuruldu. Fakat amca kızının kızı ve amca oğlunun kızı ile, hala kızının kızı veya hala oğlunun kızı ile, dayı oğlunun kızı ve dayı kızının kızı ile, teyze kızının kızı ve teyze oğlunun kızı ile evlenmek mekruh olmaz.

Bazı kimseler, Hazret-i Ali’nin amcasının kızı ile evlendiğini söylüyorlar. Bu yanlıştır. Peygamber efendimiz, Hazret-i Ali’nin amcası değil, amcasının oğludur. Yani Hazret-i Ali, amcasının oğlunun kızını aldı. Bu bakımdan tenzihen de mekruh olmadı.

Erkeğe neseb ile haram olanlar:
1-
Anası
2- Büyük analar [Annesinin ve babasının annesi ve onların anneleri]
3- Kızı, oğlunun ve kızının kızları
4- Bacısı
5- Bacısının ve biraderinin kızları
6- Halası
7- Teyzesi.

Erkeğe süt itibariyle haram olanlar:
1-
Süt anası
2- Süt büyük anaları
3- Süt kızı, süt oğlunun ve süt kızının kızları,
4- Süt bacısı
5- Süt bacısının ve süt biraderinin kızları
6- Süt halası
7- Süt teyzesi.

Erkeğe nikah sebebi ile haram olanlar:
Kaynanası, üvey kız, üvey anası, gelini.

Erkeğe geçici haram olanlar:
1-
Hanımının bacısı,
2- Hanımının halası,
3- Hanımının teyzesi,
4- Hanımının erkek veya kız kardeşinin kızları,
5- Hanımının süt bacısı, süt halası, süt teyzesi, erkek veya kız süt kardeşinin kızları,
6- Kitapsız kâfir kadınları.

Sual: Annemin dayısı, amcası ya da babamın dayısı, amcası bana haram oluyor mu? Yani onlar benim öz dayım gibi oluyor mu?
CEVAP
Onlar sizin de öz dayınız, öz amcanız gibidir.

Sual:
Hanımım üvey babam yanında bizimle benimle, bensiz annemle birlikte yemek yemek, sohbet etmek vb gibi nedenlerle bulunabilir mi?
CEVAP
Üvey babanız hanımınıza yabancıdır.

Sual:
Dedemin üvey kızını nikah edebilir miyim?
CEVAP

Evet nikah edebilirsiniz. Babanızın üvey kızını da nikah edebilirsiniz. Çünkü baba ve anne tarafından sana akraba değil.

Sual:
Gelinin kocası ölse, kayınpederine olan mahremliği devam eder mi?
CEVAP
Kayınpeder öz baba gibi mahremdir.

Sual:
Torunun hanımı dedeye mahrem midir?
CEVAP
Torunun hanımı, dedenin gelinidir, yani mahremdir.

Sual: Annemin üvey annesi bana ve babama yabancı kadın mıdır?
CEVAP
Evet yabancı kadındır.

Sual: Benim amcam hanımıma yabancı erkek hükmünde midir?
CEVAP
Evet, yabancı erkek hükmündedir.

Sual:
Kuzenlerle evlenmek caiz midir?
CEVAP
Kuzenden kastınız amca, dayı, hala ve teyze çocukları ise, hepsi ile evlenmek caizdir. Fakat tenzihen mekruhtur. Yeğene de kuzen denebiliyor. Onlarla evlenilmez.

Sual:
Üvey oğlun hanımı mahrem mi?
CEVAP
Mahrem değildir. Yabancıdır.

Sual:
Üvey kızın kızı da mahrem mi?
CEVAP
Evet.

Sual: Benim üvey babam, hanımıma yabancı mı?
CEVAP
Evet.

Sual:
Bir babanın üvey kızı, kendi öz kızı gibi mahrem midir?
CEVAP
Evet.

Sual:
Gelin, insanın kendi kızı gibi midir? Nerelerine bakmak caiz, nerelerine bakmak caiz değildir?
CEVAP
Gelin, insanın kendi kızı gibidir. Kızının neresine bakması caiz ise, gelinin de aynı yerine bakması caizdir. Erkek, nikahla alması ebedi haram olan 18 kadının, mesela annesinin, kızının ve gelininin saçına, yüzüne, gerdanına, kollarına, dizden aşağı bacağına, şehvetten emin ise, bakabilir. Göğüslerine, koltuk ve yanlarına [böğürlerine], uyluk ve dizlerine ve sırtına bakamaz. (Bedayı)

Sual: Bir kadın, mürted amcanın yanında başı açık oturabilir mi?
CEVAP
Hayır.

Sual:
Gayrı müslim kardeş, kayınpeder, mürted amca dayı yabancı sayılır mı?
CEVAP
Evet.

Sual:
Kayınvalidenin annesi de, kayınvalide gibi mahrem mi?
CEVAP
Evet.

.

Sual: Ölmüş ana baba hakkı nasıl ödenir?
CEVAP
Aşağıdakileri yapmaya çalışmalı.
Namazlardan sonra dua edip, sevaplarını onların ruhlarına göndermeli. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasına asi olan, vefatlarından sonra, onlar için dua etse, Allahü teâlâ, onu, ana-babasına itaat edenlerden yazar.) [İbni Ebiddünya]

Sevabı onlara olmak üzere oruç tutmalı.

Sevabı onlara olmak üzere hac etmeli. Âlimlerin çoğuna göre ana-baba için hac caizdir.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ölmüş ana-babası adına hac edene, hem kendi, hem de ana-babası için hac yapmış sevabı verilir. Ana-babasının ruhuna müjde verilir.) [Dare Kutni]

Sevabı onlara olmak üzere sadaka vermeli. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Sadaka verirken, sevabını müslüman ana-babanızın ruhuna niye hediye etmezsiniz? Hediye ederseniz, verdiğiniz sadakanın sevabı, onların ruhuna gideceği gibi, sevabından hiçbir şey eksilmeden size de yazılır.) [Taberani]

Kabirlerini ziyaret edip Kur'an-ı kerim okumalı. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babasının veya birinin kabrini ihlasla ve mağfiret umarak ziyaret eden, kabul olmuş bir hac sevabı alır ve bunu âdet edinenin kabrini de melekler ziyaret eder.) [Hakim]

Kabirlerini Cuma günleri ziyaret etmeli. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret edenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizi]
Ziyarette dua ve Kur'an-ı kerim okumakla meşgul olmalı, uygunsuz söz söylememeli.

Sağlıklarında incinmiş iseler, çocuk salih olunca razı olurlar. Onların öğrettikleri iyi şeylerle amel ettiği müddetçe, sevabı onlara da ulaşır.

Onlardan kötü bir yol edinmiş ise, her yaptığından onlara da günah ve azap gider. Bunun için, onlardan veya onların vasıtası ile öğrendiği kötü şeyleri terk etmeli, kendi kötü amelleri ile, onlara kabirde azap ettirmemelidir.

Sual:
Babam beddua etti. O öldüğünden beri işim rast gitmiyor, çaresi var mı?
CEVAP
Tevbe istiğfara devam edip, ölmüş babanız için hayırlı işler yapmalısınız. Diyelim bir fakire bir ayakkabı aldınız, sevabını babanıza ve Peygamber efendimize ve bütün müslümanlara bağışlarsanız, sevabı hiç eksilmeden hepsine gider. Babanız sevaplara kavuşunca memnun olur ve işleriniz de artık rast gider. Buna benzer hayır hasenat yapmaya çalışın.
.

Sual: Âyet ve hadiste ana hakkının öneminin büyük olduğu, bu bakımdan kadının erkekten üstün olduğu söyleniyor. Üstünlüğün cinsiyet ile ilgisi var mıdır?
CEVAP
Dinimizde ırk, renk ve cinsiyet üstünlüğü yoktur. Üstünlük, takvaya, Allah indindeki dereceye göredir. Müslüman zenci bir kadın, müslüman olmayan beyaz bir kraldan çok üstündür. Mukayese bile edilmez. Birisi ebedi Cennetlik, öteki ise ebedi Cehennemliktir.

Anne hakkı önemlidir. Anneye hürmet ve hizmet, babadan önce gelir. Biri, sual etti ki:
- Ya Resulallah, insanlar içinde iyilik etmeme en layık olan kimdir?
- Annendir.
- Sonra?
- Annendir.
- Daha sonra?
- Babandır. (Buhari, Müslim)

Başka bir hadis-i şerifte de, (Önce, annene, sonra babana, kız kardeşine, erkek kardeşine ve sırası ile diğer yakınlarına iyilik et!) buyuruldu. (Nesai)

Üstünlük ve Hak
Üstünlük başka, hakkı olmak, iyiliğe layık olmak başkadır. Anne, kâfir bile olsa ona iyilik etmelidir! Bir kimse (Ya Resulallah, annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?) diye sorunca, (Evet annene iyilik ve ihsanda bulun!) buyuruldu. (Ebu Davud)

Her Peygamber, kendi annesinden de üstündür. Buna rağmen, Peygamberler de annelerine hürmet ve hizmet etmişlerdir. Çünkü anne, hak sahibidir, hizmete ve hürmete layıktır. Hakkı bulunmak, hizmete ve hürmete layık olmak ayrı, üstün olmak ayrıdır. Bir zat sual etti ki:
- Ya Resulallah cihada gitmek istiyorum.
- Annen var mı?
- Evet var.
- Ona hizmet et, Cenneti, onu razı etmekle kazanırsın! (Taberani)

Cihada gitmek için gelen başka birisine de, (Annenin yanından ayrılma! Cennet onun ayağı altındadır) buyuruldu. (Nesai)

Hak sahibi olmak, üstün olmayı gerektirmez. Hadis-i şerifte (İnsanlar içinde en büyük hak sahibi, erkeğin üzerine annesi, kadının üzerine de kocasıdır) buyuruluyor. (Hakim)

Ana-babanın evladı üzerinde hakkı olduğu gibi, evladın da ana-baba üzerinde hakkı vardır. Erkeğin hanımı üzerinde hakkı olduğu gibi, hanımın da kocası üzerinde hakkı vardır. Fakat ana-baba hakkı ve koca hakkı daha önce gelir. Bu öncelik, üstün olmayı göstermez. Buradan (İslamiyet evlada veya kadına hak tanımıyor) demek iftira olur. Kimin imanı daha kuvvetli ve kim Allahü teâlânın emirlerine daha çok riayet ediyorsa o daha üstündür. (K. Saadet)
.

Sual: Kur’andaki harfler Arap harfleri değil mi, bunlara niye İslam harfleri deniyor?
CEVAP
Şu anda kullandığımız Latin harflerine, Türk harfleri denmesi, onları Latin harfi olmaktan çıkarmadığı gibi, Arapların İslam harflerini kullanmaları da, bunların Arap harfleri olmasını gerektirmez. Osmanlılar ve daha önceki Müslüman Türkler, toplam bin yıla yakın İslam harflerini kullanmıştır. İran ve daha başka ülkelerde de, İslam harfleri kullanılmaktadır. Arapların kullandığı harflerin İslam harfleri olduğuna dair, çok vesika vardır. Birkaçı şöyledir:

1- Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Allahü teâlâ Arşı yaratınca, üzerine Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah yazdı.) [İ.Rafii]

(Allahü teâlânın Levhi mahfuzda yazdığı ilk şey, Bismillâhirrahmanirrahimdir.) [Deylemi]

(Yer gök yaratılmadan iki bin yıl önce, Cennetin kapısında Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullâh yazılmıştır.) [Ukayl, İ.Neccar]

2- Âdem aleyhisselam Cennetteyken, Cennetin her yerinde ve Arş üzerinde, (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah) yazılı gördü. Muhammed aleyhisselamın, Allahü teâlânın en sevgili kulu olduğunu, bundan anlamıştı. Bunlar, oralarda İslam harfleriyle yazılıydı. O harfler, insan yapısı değildir. Dünya ve Âdem aleyhisselam yokken, o harfler vardı. Bütün kitaplar ve sahifeler, İslam harfleriyle gönderilmiştir. (Mir’at-ül-Haremeyn)

3- Âdem aleyhisselam ve her şey, Muhammed aleyhisselamın şerefine yaratılmıştır. Arş, gökler ve Cennetlere, İslam harfleriyle mübarek ismi yazılmıştır. (Mevahib-i ledünniyye)

4- Hud aleyhisselama gelen kitap da, İslam harfleriyle idi. (Hadika, Letaif-ül-işarat)

5-
Mushafı hiç okumayıp, hayır ve bereket için evde bulundurmak sevabdır. Bir kâfirin ismini yazıp, buna hakaret edilmez; çünkü İslam harflerine hürmet gerekir. (F. Hindiyye)

6- Levh-i mahfûzda, ilk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Cennet davetiyesinin imzâsı Besmeledir. (S. Ebediyye)

İslam harflerine hürmet
Sual:
Yere serilen halı veya başka bir şeyde, İslam harfleriyle yazılmış bir yazı olsa, yazının üstü, okunamayacak şekilde boyanırsa, bunu yere sermek caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caiz olur.

İslam harfleriyle karıştırmak
Sual: İslam harfleriyle Latin harfleri karışık yazılabilir mi?
CEVAP
İslam harfleriyle Latin harflerini karışık yazmak caiz olabilirse de, âyet-i kerime ve hadis-i şeriflerde, karışık yazılmaz.
.

Sünnet çeşitleri nelerdir

Sual: (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini âlimlerimiz nasıl açıklamışlardır?
CEVAP
Peygamber efendimizin kendiliğinden emrettiği veya yaptığı ibadetlere (Sünnet) denir.

Sünnet ikiye ayrılır:
1- Sünnet-i hüda
2- Sünnet-i zevaid

1-Sünnet-i hüda:
Buna sünnet-i müekkede de denir. İslam dininin şiarıdır, başka dinlerde yoktur. Peygamber efendimiz bunları devamlı yapmış, nadiren terk etmiş ve terk edenlere de bir şey dememiştir. Ara sıra terk ettiği sünnetlere de (gayri müekkede) denir. Müekked sünneti, özürsüz [mazeretsiz] devamlı terk etmek mekruhtur, küçük günah olur. Namaz içindeki müekked sünnetleri terk etmek ise tahrimen mekruhtur.
(Redd-ül Muhtar)

Dinimizin bütün hükümleri Kur'an-ı kerimden çıkmaktadır. Bu hükümler üç kısımdır:
a- Manaları açık olan ve ilim ehli tarafından bildirilen hükümlerdir. [Allah birdir gibi]

b-
Müctehidler tarafından ictihadla çıkarılan hükümlerdir. [Abdestin farzının, Hanefi’de dört, Hanbeli’de on olması gibi.]

c-
Bir kısmı ise çok gizlidir. Allahü teâlâ bildirmedikçe anlaşılamaz. Bunlar sadece Peygamber efendimize bildirilmiştir. Bu hükümler de Kur'an-ı kerimden çıkartılıyor ise de, Peygamber efendimiz tarafından açıklandığı için bunlara (Sünnet) denir. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m. 55)

Ezan okumak, cemaatle namaz kılmak gibi sünnetler (Sünnet-i hüda)dır.
(Hadika)

2-Sünnet-i zevaid:

Peygamber efendimizin, ibadet olarak değil de âdet olarak devamlı yaptığı şeylere denir. Zevaid sünnetleri terk etmek mekruh değildir. Peygamber efendimizin giyiniş şekli, iyi şeyleri yapmaya sağdan başlaması gibi şeyleri sünnet-i zevaiddir.
(Redd-ül Muhtar)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Farza bağlı olan ve olmayan sünnet vardır. Farzdaki sünnetin aslı Allah’ın kitabındadır. Bu sünneti, [sünnet-i hüda’yı] almak hidayet, terki ise dalalettir. Diğer sünneti [sünnet-i zaide’yi] almak fazilet, terki ise günah değildir.) [Taberani]

Peygamber efendimizin böyle âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid'at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dini hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hatta bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de [Bir mazeret yoksa] Resulullaha tâbi olmak, dünya ve ahirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar. (Mektubat-ı Rabbani c.2, m.55)

Kitab ve Sünnet
denilince, buradaki sünnet, hadis-i şerifler demektir. Farz ve Sünnet denince, buradaki sünnet, Peygamber efendimizin farz olmayarak yaptığı işler demektir. Sünnet, yalnız olarak kullanılınca (İslamiyet) demektir. Bu sünnete uyanlara (Ehl-i sünnet) denir. (Cevhere)

Şeyh-ul-islam İbni Kemal Paşazade hazretleri, (Şerh-ı hadis-i erbain) kitabında, (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini açıklarken buyuruyor ki: Bu hadis-i şerifteki sünnet, İslamiyet demektir. Çünkü mümin, büyük günah işlese de şefaatten mahrum kalmaz. Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Ümmetimden, büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim.) [Ebu Davud]

Görüldüğü gibi Ehl-i sünnetten ayrılanlar şefaate kavuşamayacaklardır.
(Şir’a)

(Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehid sevabı vardır)
hadis-i şerifi, fitne zamanında, ehl-i sünnet ve cemaat itikadında olup, beş vakit namazı cemaat ile kılana yüz şehid sevabı verileceğini bildirmektedir.
(Rıyad-un-nasıhin)

Bunun için, önce ehl-i sünnete uygun iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekruhlardan sakınmak, sonra müekked sünnetleri, daha sonra da müstehapları yapmak gerekir.

Sağa ve teke riayet
Sual:
Çayın şekerini karıştırırken, sağdan sola doğru karıştırmak, bardağı sağ elle tutmak, çayı tek sayıda içmek zevaid sünnettir deniyor. Peygamber efendimiz çay mı içti de, bunlar sünnet olsun?
CEVAP
Çay, kahve, limonata gibi tek tek isim verilmez. Bunlar mubah şeylerdir. Mubah olan her işe sağdan başlamak, teke riayet ekmek sünnet-i zevaiddir. Yani adetlere ait sünnettir. Buna müstehab da denir. Bunları terk etmek günah olmaz; ama yapılması sevab olur. Birkaç örnek verelim:
Camiye sağ ayakla girmek, girince sağ tarafa oturmak müstehabdır. Ayakkabı, gömlek giyerken, başı tıraş ederken ve tararken, tırnak keserken, Müslümanın evine ve odasına girerken, sadaka verirken sağdan başlanır. Bunların zıddı olanları yaparken, mesela ayakkabı, çorap, elbise çıkarırken, Müslümanın evinden, odasından çıkarken, tuvalete girerken, sümkürürken, taharetlenirken soldan başlamak müstehabdır. Özürsüz bunların tersini yapmak, tenzihi mekruh olur. Sağ elle yiyip içmek, sağ elle kurban kesmek, sağ elle yazmak, çay, kahve, su gibi şeyler verirken sağdan başlamak müstehabdır. Solak olanların, sol elle yazmasında ve sol elle kurban kesmesinde mahzur olmaz.

Dört şeyin kıymeti
Sual:
Teke riayet etmek sünnettir; ama tek olmayan kıymetli olmaz mı?
CEVAP
Teke riayet etmek ayrı, kıymetli şeylerin tek ve çift olması ayrıdır. Dört şey ile ilgili çok husus vardır. Birkaçı şöyledir:

Yer yeryüzünün düzeni dört şey iledir: Toprak, su, ateş ve rüzgâr.

Tabiatın düzeni dört şey iledir: Sıcaklık, soğukluk, nem ve kuraklık.

Dinin salahı dört şey iledir: Namaz, zekât, oruç ve hac.

İnsanın salahı dört şey iledir: Yemek, içmek, giyinmek ve barınmak

Dört kitap: Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'an-ı kerim.

Dört melek: Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail (aleyhimüsselam)

Dört halife: Ebu Bekir, Ömer, Osman, Ali (radıyallahü anhüm)

Dört mezhep: Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli.

Dört mevsim: İlkbahar, yaz, son bahar, kış.
.

« Önceki :: Sonraki »

Sûreler

HADiSLER

VEDA HUTBESİ

Fatiha Sûresi

Hamd,Alemlerin Rabbine Mahsustur.O Rahman ve Rahimdir.Ceza Gününün Hakimidir.Ancak Sana İbadet Eder ve Ancak Senden Yardım Dileriz. Bize Doğru Yolu Göster.Nimete Mazhar Ettiğin Kimselerin Yolunu; Gazabına Uğramışların ve Sapmışların Yoluna Değil.
----------------------------------------
Fil Sûresi

Görmedin mi Rabbin, fil sahiplerine ne yaptı? Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerlerine sert taşlar atan Ebâbîl kuşlarını gönderdi. Onları yenilmiş ekin gibi yaptı.
----------------------------------------
Kureyş Sûresi

Kureyşin yaz ve kış yolculuklarına alışması ve yolculuklarda anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse onları açken doyuran ve korkudan güvene kavuşturan şu Ev'in rabbine kulluk etsinler.
----------------------------------------
Mâun Sûresi

Dini yalanlıyanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmağa yanaşmıyan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki namazlarında gaflet ederler. Onlar ki gösteriş yaparlar ve iyiliğe engel olurlar.
----------------------------------------
Kevser Sûresi

Biz sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Doğrusu, sonu kesik olan, sana kin tutandır.
----------------------------------------
Kâfirûn Sûresi

De ki: Ey kâfirler, ben sizin taptıklarınıza tapmam; siz de benim taptığıma tapmazsınız. Ben sizin taptığınıza tapacak değilim, siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.
----------------------------------------
Nasr Sûresi

Allah'ın yardımı ve fethi geldiği ve insanların topluca Allah'ın dinine girdiklerini gördüğün zaman Rabbini överek tesbih et ve O'ndan bağış dile. Doğrusu O, tevbeyi kabul edendir.
----------------------------------------
Tebbet Sûresi

Ebu Leheb'in elleri kurusun, kurudu da. Malı ve kazandığı, ona bir yarar sağlamadı. Alevli ateşe yaşlanacaktır. Karısı da odun hamalı olarak o ateşe girecektir. Gerdanında da liften bir ip taşıyacaktır.
----------------------------------------
İhlas Sûresi

De ki: Allah birdir, Allah hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış, doğurulmamıştır. O'na hiçbir şey denk değildir.
----------------------------------------
Felak Sûresi

De ki: Rabbımın yarattıklarının şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.
----------------------------------------
Nâs Sûresi

De ki: insanların Rabbine, insanların padişahına, insanların ilahına sığınırım, insanların göğüslerinde (kötü şeyler) fısıldayan o insan ve cin şeytanlarının şerrinden.
----------------------------------------
Âyetel Kürsi

(Âyetel Kürsî olarak bilinen bu âyet, Bakara Sûresinin 255. âyetidir.)

Allah ki O'ndan başka ilah yoktur. Diri ve her şeyi yönetendir. O'nu ne bir uyuklama, ne de bir uyku tutmaz. Göktekilerin ve yerdekilerin hepsi O'nundur. O'nun İzni olmadan huzurunda kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. Onlar O'nun ilminden ancak O'nun dilediği kadar bir şey kavrayabilirler. O'nun tahtı gökleri ve yeri kaplamıştır. Gökleri ve yeri korumak O'nu yormaz. 0, yüce ve büyüktür.
----------------------------------------
Cin Suresi

(Ey Muhammed!) De ki: “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık.Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.”
“Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk.”
“Demek bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.”
“Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.”
“Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.”
“Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.”
“Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.”
“Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.”
“Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?”
“Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz.”
“Muhakkak ki biz Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık.”
“Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur’an’ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar.”
“Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.”
“Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır.”
Yine de ki: “Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
“Şüphesiz mescitler, Allah’ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.
“Allah’ın kulu (Muhammed), O’na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur’an’ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı.”
De ki: “Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.”
De ki: “Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim.”
De ki: “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.”
“Ancak Allah’tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O’nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.”
Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
De ki: “Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem.”
O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.
----------------------------------------

Allah Bir Kulu Sevdi mi, Onu Dünyadan Korur.Tıpkı Sizden Birinin Hastasına Suyu Yasaklaması Gibi.
(Tirmizi, Tıbb 1)
----------------------------------------
Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız" derler.
(Tirmizi, Zühd 61)
----------------------------------------
Biri diğerine ihanet etmediği müddetçe iki ortağın üçüncüsü ben olurum. Biri arkadaşına ihanet etti mi ben aralarından çekilirim.
(Ebu Davud, Büyu 27)
----------------------------------------
Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim ulaştığı zaman kişinin: "Bizimle sizin aranızda Allah'ın kitabı vardır. Onda nelere helal denmişse onları helal biliriz. Nelere de haram denmişse onları haram addederiz" diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resulullah'ın haram kıldıkları da tıpkı Allah'ın haram ettikleri gibidir"
(Ebu Davud, Sünne, 6)
----------------------------------------
"Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Peki cimri olur mu?" dedik, yine: "Evet!" buyurdular. Biz yine: "Peki yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular.
(Muvatta, Kelam 19)
----------------------------------------
Kişinin boş şeyleri terki İslam'ının güzelliğinden ileri gelir.
(Tirmizi, Zühd 11)
----------------------------------------
Kim Allah Teala hazretlerinin rızası için bir derece tevazu izhar eder (alçak gönüllü) olursa, Allah, onu bu sebeple, bir derece yükseltir. Kim de Allah'a bir derece kibirde bulunursa, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır, böylece onu esfel-i safiline (aşağıların aşağısına) atar.
(Kütüb-i Sitte, 7235)
----------------------------------------
Eğer bir kimsenin bir başkasına secde etmesini emretseydim, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim ve eğer bir erkek karısına kırmızı bir dağdan siyah bir dağa ve siyah bir dağdan kırmızı bir dağa taş taşımayı emretseydi, uygun olan, kadının bu emri yerine getirmesidir.
(Kütüb-i Sitte, 6529)
----------------------------------------
Şurası muhakkak ki insanlar Kıyamet günü niyetleri üzere diriltilecekler.
(Ebu Hureyre)
----------------------------------------

Bismillahirrahmanirrahim ""Ey insanlar! "Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha bulusamiyacagim. "Insanlar! "Bugünleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz (Mekke) nasil mübarek bir sehir ise, canlariniz, malariniz, namuslariniz da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmustur. "Ashabim! "Muhakkak Rabbinize kavusacaksiniz. O'da sizi yapti olayi sorguya cekecektir. Sakin benden sonra eski sapikliklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayiniz! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulastirsin. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunlari daha iyi anlayan birisine ulastirmis olur. "Ashabim! "Kimin yaninda bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her cesidi kalidirilmistir. Allah böyle hükmetmistir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmutallib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir. Lakin anaparaniz size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme ugrayiniz. "Ashabim!" "Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldirilmistir, ayagimin altindadir. Cahiliye devrinde güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir. Kaldirdigim ilk kan davasi Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nin kan davasidir. "Ey insanlar! "Muhakkak ki, seytean su topraginizda kendisine tapinmaktan tamamen ümidini kesmistir. Fakat siz bunun disinda ufak tefek islerinizde ona uyarsaniz, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak icin bunlardan da sakininiz. "Ey insanlar! "Kadinlarin haklarini gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari, Allah'in emaneti olarak aldiniz ve onlarin namusunu kendinize Allah'in emriyle helal kildiniz. Sizin kadinlar üzerinde hakkiniz, kadinlarin da sizin üzerinizde hakki vardir. Sizin kadinlar üzerindeki hakkinizi; yataginizi hic kimseye cignetmemeleri, hoslanmadiginiz kimseleri izininiz olmadikca evlerinize almamalaridir. Eger gelmesine müsade etmediginiz bir kimseyi evinize alirlarsa, Allah, size onlarin yataklarinda yalniz burakmaniza ve daha olmasza hafifce dövüp sakindirmaniza izin vermistir. Kadinlarin da sizin üzerinizdeki haklari, mesru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. "Ey mü'minler! "Size iki emanet burakiyorum, onlara sarilip uydukca yolunuzu hic sasirmazsiniz. O emanetler, Allah'in kitabi Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir. "Mü'minler! "Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanin kardesidir ve böylece bütün Müslümanlar kardestirler. Bir Müslümana kardesinin kani da, mali da helal olmaz. Fakat malini gönül hoslugu ile vermisse o baskadir. "Ey insanlar! "Cenab-i Hakk her hak sahibine hakkini vermistir. Her insanin mirastan hissesini ayirmistir. Mirasciya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Cocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zina eden kimse icin mahrumiyet vardir. Babasindan baskasina ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina intisaba kalkan köle, Allah'in, meleklerinin ve bütün insanlarin lanetine ugrasin. Cenab-i Hakk, bu gibi insanlarin ne tevbelerini, ne de adalet ve sehadetlerini kabul eder. "Ey insanlar! "Rabbiniz birdir. Babaniz da birdir. Hepiniz Adem'in cocuklarisiniz, Adem ise topraktandir. Arabin Arap olmayana, Arap olmayanin da Araap üzerine üstünlügü olmadigi gibi; kirmizi tenlinin siyah üzerine, siyahin da kirmizi tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadir. Allah yaninda en kiymetli olaniniz O'ndan en cok korkaninizdir. "Azasi kesik siyahî bir köle basinza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'in kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. "Suclu kendi sucundan baskasi ile suclanamaz. Baba, oglunun sucu üzerine, oglu da babasinin sucu üzerine suclanamaz. "Dikkat ediniz! Su dört seyi kesinlikle yapmaycaksiniz: Allah'a hicbir seyi ortak kosmayacaksiniz. Allah'in haram ve dokunulmaz kildigi cani, haksiz yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hirsizlik yapmayacaksiniiz.. "Insanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarini ve mallarini korumus olurlar. Hesaplari ise Allah'a aittir. "Insanlar! "Yarin beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" Saheb-i Kiram birden söyle dediler: "Allah'in elciligini ifa ettiniz, vazifenizi hakkiyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye sehadet ederiz!" Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) sehadet parmagini kaldirdi, sonra da cemaatin üzerine cevirip indirdi ve söyle buyurdu: "Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab! Sahid ol, yâ Rab!"

WwW.Candancan.CoM   &    WwW.DostunBahcesi.CoM

Dizin